LOJİSTİK

Türkiye’nin kriz dönemi dışında, son dönemlerde gerçekleştirdiği ekonomik büyüme ve 2008 yılında ihracat artışında temel itici gücün imalat sektörü olduğu bilinmektedir. TÜSİAD’ın yayınladığı 2008 raporunda da belirtildiği gibi, Türkiye sanayisinin benimseyeceği sanayi politikasının tasarımında; sanayinin üretim ve yatırım maliyetlerinin düşürülmesi, sanayi için ihracat imkanlarının yaratılması, istihdam ve bölgesel dağılıma ilişkin dinamiklerin oluşturulması gibi unsurlar çok önemli yer tutmaktadır. Projenin bu temel unsurlara uygun konum ve altyapıya sahip olması, bölgenin lojistik, nakliye, dağıtım ve gümrük hizmetlerine uygun yapısı büyük avantajlar yaratmaktadır.

İstanbul ve etrafında gelişen sanayi, buradan İzmit ve çevresine yayılarak Marmara bölgesinin güney bölümü ile Trakya kesiminde Çorlu ve Çerkezköy arasında yığınlaşmıştır. Bu yığılma bölgelerin gelişiminde ve istihdamın dağılımı açısından eşitsizlik yaratmıştır.

Özellikle İstanbul ve çevresinde trafik sorunun çözülemeyen boyutlara ulaşması yığılmanın sebep olduğu bir başka problemdir. Proje, İstanbul, İzmit ve etrafında ilçelerin artık taşıyamadığı bu yığılmanın bir bölümünü devralması açısından da önemli bir görev üstlenecektir. Özellikle son 10 yıl içinde uluslararası pazarda çok ciddi bir gelişme gösteren lojistik endüstrisi ile ilgili yansımalar Türkiye ekonomisinde de görülmüş, lojistik sektörü önemli ölçüde büyüme kaydetmiştir. Uluslararası alanda lojistik sektörünün öneminin giderek artması, Türkiye’de büyük bir hızla gelişen lojistik sektörünü turizmden sonra en fazla büyüme potansiyelini bünyesinde barındıran ikinci sektör durumuna getirmiştir. Bu hızlı gelişmeler lojistik parklara yeni ismiyle lojistik köylere olan ihtiyacın önemini artırmıştır. Avrupa’da 100’ün üzerinde lojistik köy kurulmuş olması Edirne Endüstri ve Lojistik Merkezi gibi projelerin gerçekleştirilmesinde geç bile kalındığının açık bir göstergesidir.

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.